Hans Rosling ve büyülü çamaşır makinesi

596,950 views

2011-03-21・ 6940    125


Endüstri devriminin en büyük icadı nedir? Hans Rosling bunun çamaşır makinası olduğunu iddia ediyor. Gapminder tarafından yeni tasarlaranan görseller aracılığı ile bize ekonomik büyüme ve elektrik ile can sıkıcı bir çamaşır gününün okumakla geçen entellektüel bir güne dönüşebileceğini gösteriyor. http://www.ted.com What was the greatest invention of the industrial revolution? Hans Rosling makes the case for the washing machine. With newly designed graphics from Gapminder, Rosling shows us the magic that pops up when economic growth and electricity turn a boring wash day into an intellectual day of reading. TODAY: From 11:30am-1:30pm EDT, Hans Rosling will be answering questions in TED Conversations. Pop over!

Instruction

Double-click on the English captions to play the video from there.

Çeviri: Isil Arican Gözden geçirme: Sancak Gülgen
00:15
I was only four years old
Annemi hayatımda ilk defa
00:17
when I saw my mother load a washing machine
bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde
00:20
for the very first time in her life.
dört yaşındaydım.
00:23
That was a great day for my mother.
O gün annem için çok önemli bir gündü.
00:25
My mother and father had been saving money for years
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için
00:28
to be able to buy that machine,
yıllardır para biriktirmişlerdi.
00:30
and the first day it was going to be used,
Ve makinanın kullanılacağı ilk gün,
00:32
even Grandma was invited to see the machine.
anneannemi bile makinayı görmesi için
bize çağırmıştık.
00:35
(Laughter)
Anneannem daha da heyecanlıydı.
00:37
And Grandma was even more excited.
00:39
Throughout her life, she had been heating water with firewood,
Bütün yaşamı boyunca
odun ateşinde su ısıtıp
00:43
and she had hand-washed laundry for seven children.
yedi çocuğunun çamaşırlarını
elde yıkamıştı.
00:47
And now, she was going to watch electricity do that work.
Şimdi ise elektiriğin aynı işi
yapmasını izleyecekti.
00:53
My mother carefully opened the door,
Annem dikkatlice makinenin kapağını açtı
00:57
and she loaded the laundry into the machine,
ve kirli çamaşırları makineye
yerleştirdi,
aynen böyle.
01:02
like this.
01:03
And then, when she closed the door,
Daha sonra kapağı kapadı,
01:05
Grandma said, "No, no, no, no!
anneannem, "Dur, dur, dur.
01:07
Let me! Let me push the button!"
Düğmeye ben basayım ne olur." dedi.
01:10
(Laughter)
01:11
And Grandma pushed the button,
Ve düğmeye anneannem bastı,
sonra da " Ah, bu inanılmaz bir şey.
01:14
and she said, "Oh, fantastic!
01:16
I want to see this! Give me a chair! Give me a chair! I want to see it,"
Bunu izlemek istiyorum. Bana bir sandalye getirin.
bana bir sandalye getirin, bunu görmek istiyorum."
01:20
and she sat down in front of the machine,
Makinanın karşısına oturdu,
01:23
and she watched the entire washing program.
ve tüm yıkama programını baştan sonra izledi.
01:27
(Laughter)
Adeta büyülenmişti.
01:28
She was mesmerized.
01:29
To my grandmother, the washing machine was a miracle.
Anneannem için,
çamaşır makinası bir mucizeydi.
01:35
Today, in Sweden and other rich countries,
Bugün, İsveç'te ve diğer zengin ülkelerde,
01:38
people are using so many different machines.
insanlar
pek çok farklı makineler kullanıyorlar.
01:42
Look -- the homes are full of machines.
Bakın, evler artık makina dolu;
01:44
I can't even name them all.
bazılarının adını bile bilmiyorum.
01:46
And they also, when they want to travel,
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de
onları uzak yerlere götürebilen
01:50
they use flying machines
01:52
that can take them to remote destinations.
uçan makinelere biniyorlar.
01:54
And yet, in the world,
Buna rağmen, dünyanın pekçok yerinde, bür sürü insan
01:56
there are so many people who still heat the water on fire,
hala odun ateşi ile su ısıtıyor,
ve yemeklerini de bu ateşle pişiriyor.
02:00
and they cook their food on fire.
02:02
Sometimes they don't even have enough food.
Bazen yeterince yemek bulamıyorlar bile.
ve fakirlik sınırının altında yaşıyorlar.
02:05
And they live below the poverty line.
02:07
There are two billion fellow human beings
Dünyada, günde iki dolardan az parayla geçinen
02:10
who live on less than two dollars a day.
iki milyar insan var.
En zengin insanlar ise buradakiler --
02:13
And the richest people over there -- there's one billion people,
burada bir milyar insan var --
02:16
and they live above what I call the "air line" --
ve benim hava çizgisi dediğim yerde yaşıyorlar,
02:19
(Laughter)
02:20
because they spend more than 80 dollars a day
çünkü günlük tüketimleri için yaptıkları harcama
80 doların üzerinde.
02:24
on their consumption.
Ama buradakiler, bir, iki, üç mülyar insan,
02:26
But this is just one, two, three billion people,
02:28
and obviously, there are seven billion people in the world,
ve biliyoruz ki dünyada yedi milyar insan var,
02:31
so there must be one, two, three, four billion people more
öyleyse fakirlik ve hava çizgisi arasında bir yerlerde yaşayan,
bir, iki, üç, dört milyar insan olmalı.
02:35
who live in between the poverty and the air line.
Onların elektrikleri var,
02:38
They have electricity,
02:40
but the question is: How many have washing machines?
ama sorum şu, kaçının çamaşır makinesi var?
02:43
I've done the scrutiny of market data, and I've found that, indeed,
Piyasa verilerini detaylıca inceledim,
ve şunu buldum, gerçekten de
02:48
the washing machine has penetrated below the air line,
çamaşır makinesi hava çizgisinin altına da yayılmış durumda,
ve günümüzde yaklaşık bir milyar insan
02:52
and today, there's an additional one billion people out there
çamaşır yıkama çizgisinin üzerinde yaşıyor.
02:55
who live above the "wash line."
02:57
(Laughter)
(Gülüşmeler)
02:59
And they consume for more than 40 dollars per day.
Bu kişiler günde 40 doların üzerinde harcama yapıyorlar.
03:03
So two billion have access to washing machines.
Yani iki milyar kişinin çamaşır makinesi var.
03:06
And the remaining five billion --
Kalan 5 milyar kişi,
nasıl çamaşır yıkıyor?
03:09
how do they wash?
03:10
Or, to be more precise,
Ya da daha doğrusunu söylemek gerekirse
03:12
how do most of the women in the world wash?
dünyadaki kadınların çoğu nasıl çamaşır yıkıyor?
03:15
Because it remains the hard work for women to wash.
Çünkü bu iş kadınlara kalan zor bir iş.
03:19
They wash like this: by hand.
Böyle yıkıyorlar: elle.
03:22
It's hard, time-consuming labor,
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş,
ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.
03:27
which they have to do for hours every week.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve
03:30
And sometimes they also have to bring water from far away
su taşımak zorunda da kalıyorlar.
03:33
to do the laundry at home,
03:34
or they have to bring the laundry away to a stream far off.
Ya da çamaşırlarını uzaktaki bir dere kenarına taşımak zorundalar.
03:38
And they want the washing machine.
Ve çamaşır makineleri olsun istiyorlar.
03:41
They don't want to spend such a large part of their life
Hayatlarının büyük bir kısmını, hiç de verimli olmayan
03:44
doing this hard work
bu zor işi yaparak
03:46
with so relatively low productivity.
geçirmek istemiyorlar.
İstediklerinin, benim anneannemin
03:49
And there's nothing different in their wish
istediğinden bir farkı yok.
03:51
than it was for my grandma.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de --
03:53
Look here, two generations ago in Sweden --
03:55
picking water from the stream,
nehirden su çekilip, su odun ateşinde
03:57
heating with firewood and washing like that.
ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.
04:00
They want the washing machine in exactly the same way.
Onlar da aynı şekilde bir çamaşır makinesi istiyorlar.
04:03
But when I lecture to environmentally concerned students,
Ama ben, bunu çevreye duyarlı öğrencilerime anlattığımda,
04:06
they tell me, "No, everybody in the world cannot have cars and washing machines."
bana "Hayır, dünyadaki herkesin araba veya çamaşır makinası sahibi olması imkansız." diyorlar.
04:11
How can we tell this woman
Bu kadına, çamaşır makinesi sahibi olmasının
04:13
that she isn't going to have a washing machine?
imkansız olduğunu nasıl söyleyebiliriz?
04:15
And then I ask my students -- over the last two years, I've asked --
ben de öğrencilerime soruyorum,
iki yıldır hep soruyorum bunu --
04:19
"How many of you don't use a car?"
"İçinizden kaç tanesinin arabası yok?"
04:21
And some of them proudly raise their hand and say, "I don't use a car."
Bazıları gururlu bir şekilde el kaldırıyorlar
ve diyorlar ki "ben araba kullanmıyorum.".
04:25
And then I put the really tough question:
Ben de onlara daha zor bir soru soruyorum:
04:27
"How many of you hand-wash your jeans and your bedsheets?"
" İşinizden kaçınız kot pantolonlarınızı ya da
çarşaflarınızı elde yıkıyorsunuz?"
04:31
And no one raised their hand.
ve kimse el kaldırmıyor.
En iddialı çevreciler bile
04:35
Even the hardcore in the green movement use washing machines.
çamaşır makinası kullanıyorlar.
04:39
(Laughter)
(Gülüşmeler)
04:43
So how come [this is] something that everyone uses
Öyleyse bu nasıl bir şey ki, herkes kullanıyor
04:45
and they think others will not stop it?
ve kimsenin de bunu kullanmaktan vazgeçmeyeceğini düşünüyor?
04:47
What is special with this?
04:48
I had to do an analysis about the energy use in the world.
Bunun için dünyada kullanılan enerji ile ilgili bir analiz yapmam gerekti.
04:51
Here we are.
İşte burada.
04:52
Look here. You see the seven billion people up there?
Bakın burada yedi milyar insan görüyorsunuz:
04:55
The air people, the wash people,
hava insanları, çamaşır insanları,
04:57
the bulb people and the fire people.
ampul insanları ve ateş insanları.
05:00
One unit like this
Bu gördüğünüz karelerin her biri
05:02
is an energy unit of fossil fuel -- oil, coal or gas.
fosil yakıtlardan gelen bir enerji ünitesini temsil ediyor --
petrol, kömür ya da doğal gazdan gelen.
05:07
That's what most of the electricity and the energy in the world is.
Dünyada kullanılan enerji ve elektriğin çoğu böyle elde ediliyor.
05:11
And it's 12 units used in the entire world,
Tüm dünyada 12 ünite kullanılıyor,
05:14
and the richest one billion, they use six of them.
en zengin bir milyar kişi, bunlardan altı tanesini kullanıyor.
05:17
Half of the energy is used by one seventh of the world population.
Dünyanın tükettiği enerjinin yarısı, dünya nüfusunun yedide biri tarafından harcanıyor.
05:20
And these ones, who have washing machines
Buradakiler ise çamaşır makinası olan,
ama evlerinde diğer makinalar olmayan kişiler,
05:23
but not a house full of other machines,
sadece iki ünite kullanıyorlar.
05:25
they use two.
05:26
This group uses three, one each.
Bu grup üç ünite kullanıyor, her birine bir ünite.
Aynı zamanda elektrik de kullanıyorlar.
05:29
And they also have electricity.
Buradakiler ise bir tane bile kullanmıyorlar.
05:31
And over there, they don't even use one each.
05:33
That makes 12 of them.
Toplamda 12 ünite ediyor.
05:35
But the main concern
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin
05:37
for the environmentally interested students -- and they are right --
ana kaygıları gelecek ile ilgili --
05:40
is about the future.
ki bunda haklılar da.
Gidiş ne yöne doğru? Eğer fazla ileri bir analiz
05:43
What are the trends?
05:44
If we just prolong the trends, without any real advanced analysis,
yapmaksızın eğilimi 2050 yılına taşıyacak olursak,
05:48
to 2050,
enerji tüketimini artıran iki şey olduğunu görüyoruz.
05:49
there are two things that can increase the energy use:
İlki nüfus artışı.
05:52
first, population growth; second, economic growth.
İkincisi ise ekonomik gelişme.
05:55
Population growth will mainly occur among the poorest people here,
Nüfus artışı, özellikle buradaki daha fakir insanlar arasında olacak,
çünkü burada çocuk ölüm oranları yüksek,
05:59
because they have high child mortality
ve kadın başına düşen çocuk sayısı fazla.
06:01
and they have many children per woman.
Bu artış ile ilaveten iki ünite artış olacak,
06:03
And that will get you two extra,
ama bu toplam enerji ihtiyacını çok artırmayacak.
06:05
but that won't change the energy use very much.
Esas konu ekonomik büyüme.
06:07
What will happen is economic growth.
06:09
The best of here in the emerging economies --
Buradakilerin en iyileri gelişmekte olan ülkeler --
ben onlara Yeni Doğu diyorum--
06:12
I call them "the New East" --
06:13
they will jump the air line.
bunlar hava çizgisinin diğer yanına atlayacaklar.
06:15
"Wopp!" they will say.
"Hop!" diyecekler, ve
06:17
And they will start to use as much as the Old West are doing already.
halen Eski Batı'nın kullanmakta olduğu kadar enerji tüketmeye başlayacaklar.
06:20
(Laughter)
Buradaki insanlar ise, çamaşır makinesi sahibi olmak istiyorlar.
06:21
And these people, they want the washing machine.
Size söyledim. Onlar da buraya gelecek.
06:24
I told you. They'll go there.
06:25
And they will double their energy use.
Böylece enerji kullanımları iki katına çıkacak.
06:27
And we hope that the poor people will get into the electric light.
Elbette fakir insanların da en azından elektriğe kavuşacağını umud ediyoruz.
06:30
And they'll get a two-child family without a stop in population growth.
Onlar da nüfus artışını yavaşlatmadan aile başına iki çocuk yapacaklar.
Böylece toplam enerji harcaması
06:33
But the total energy consumption will increase to 22 units.
22 üniteye çıkacak.
Bu 22 ünitenin hala çoğunu
06:37
And these 22 units --
zengin insanlar kullanıyor olacak.
06:40
still, the richest people use most of them.
Peki, ne yapmamız lazım?
06:44
So what needs to be done?
06:45
Because the risk,
Çünkü iklim değişikliği
06:47
the high probability of climate change is real.
oluşma riski gerçekten yüksek.
06:50
It's real.
Bu gerçek.
06:52
Of course, they must be more energy efficient.
Elbetter, onlar enerji tüketimi konusunda daha tutumlu olmalılar.
06:55
They must change their behavior in some way.
Bir şekilde davranış değişikliğine gitmeleri gerekli.
06:57
They must also start to produce green energy,
Aynı zamanda sürdürülebilir enerji iretmeye başlamalılar,
çok daha fazla yeşil enerji.
07:00
much more green energy.
07:01
But until they have the same energy consumption per person,
Ancak, kişi başına olan enerji harcamaları diğerleri ile aynı olana dek,
kimseye ne yapıp ne yapmamaları gerektiği
07:05
they shouldn't give advice to others --
07:06
what to do and what not to do.
konusunda önerilerde bulunmamalılar.
07:08
(Laughter)
(Alkışlar)
07:09
(Applause)
07:10
Here, we can get more green energy all over.
Buralarda çok daha fazla yeşil enerji kullanabiliriz.
Olmasını umut ettiğimiz şey bu.
07:15
This is what we hope might happen.
Bu, gelecek için çözülmesi gereken önemli bir konu.
07:17
It's a real challenge in the future.
07:19
But I can assure you that this woman in the favela in Rio,
Ama sizi temin ederim ki, Rio'daki gecekondu mahallesindeki bu kadın
bir çamaşır makinesine sahip olmak istiyor.
07:23
she wants a washing machine.
Her eve elektrik gelmesini sağlayan
07:25
She's very happy about her minister of energy
07:27
that provided electricity to everyone --
Enerjiden sorumlu bakanını çok seviyor--
07:29
so happy that she even voted for her.
hatta oyunu da ona verdi.
Bu bakanın adı Dilme Roussef,
07:33
And she became Dilma Rousseff,
07:34
the president-elect of one of the biggest democracies in the world,
dünyanın en büyük demokrasilerinden birinin
yeni devlet başkanı --
enerji bakanı ilek devlet başkanlığına seçildi.
07:39
moving from minister of energy to president.
Eğer demokrasi varsa,
07:42
If you have democracy, people will vote for washing machines.
insanlar çamaşır makineleri için oy verirler.
Onları herkes sever.
07:46
They love them!
07:47
(Laughter)
07:49
And what's the magic with them?
Bu kadar büyülü olmalarının sırrı ne?
07:51
My mother explained the magic with this machine
Annem bu makinenin neden büyülü olduğunu
07:54
the very, very first day.
daha ilk günden bana açıklamıştı.
Dedi ki "Hans,
07:57
She said, "Now, Hans.
çamaşırı makineye koyduk;
07:59
We have loaded the laundry.
o çamaşırları yıkarken
08:01
The machine will make the work.
08:02
And now we can go to the library."
biz de kütüphaneye gidebiliriz."
İşte büyü burada:
08:05
Because this is the magic: you load the laundry,
çamaşırları makineye doldurursunuz,
08:08
and what do you get out of the machine?
ve makineden size ne çıkar?
08:10
You get books out of the machines,
Kitaplar, çocuk kitapları
çıkar makineden.
08:14
children's books.
08:15
And mother got time to read for me.
Ve annem onları bana okumaya fırsat buldu.
08:17
She loved this.
Buna bayılmıştı. Ben de bu "ABC" kitabını aldım.
08:18
I got the "ABC's" -- this is why I started my career as a professor,
Bir profesor olarak kraiyerime bu şekilde,
08:22
when my mother had time to read for me.
annem bana kitap okumaya vakit ayrılabildiği gün başladım.
08:24
And she also got books for herself.
Makineden ona da kitaplar çıktı.
08:26
She managed to study English and learn that as a foreign language.
Yabancı bir dil olarak
İngilizce öğrendi.
08:30
And she read so many novels,
Ve bu şekilde pek çok sayıda,
08:32
so many different novels here.
değişik romanlar okuduç
08:35
And we really, we really loved this machine.
Ve ikimiz de bu makineyi çok ama çok sevdik.
08:38
(Laughter)
08:39
And what we said, my mother and me,
Annemle birlikte "Bize kitap okumak
08:42
"Thank you, industrialization.
için zaman verdiğiniz için
08:45
Thank you, steel mill.
teşekkürler sanayileşme.
08:47
Thank you, power station.
Teşekkürler demir-çelik fabrikası.
08:49
And thank you, chemical processing industry
Teşekkürler enerji santrali.
08:52
that gave us time to read books."
Teşekkürler kimyasal madde üretim sanayii." dedik.
08:54
Thank you very much.
Çok teşekkürler.
08:55
(Laughter)
08:56
(Applause)
(Alkışlar)
About this site

This site was created for the purpose of learning English through video.

Each video can be played with simultaneous captions in English and your native language.

Double-click on the English captions will play the video from there.

If you have any comments or suggestions, please contact us using this contact form.