Xiye Bastida: If you adults won't save the world, we will | TED

56,492 views

2020-10-20・ 2189    883


In a deeply moving letter to her grandmother, Xiye Bastida reflects on what led her to become a leading voice for global climate activism -- from mobilizing school climate strikes to speaking at the United Nations Climate Summit alongside Greta Thunberg -- and traces her resolve, resilience and profound love of the earth to the values passed down to her. "Thank you for inviting me to love the world since the moment I was born," she says. Visit http://TED.com to get our entire library of TED Talks, transcripts, translations, personalized talk recommendations and more. The TED Talks channel features the best talks and performances from the TED Conference, where the world's leading thinkers and doers give the talk of their lives in 18 minutes (or less). Look for talks on Technology, Entertainment and Design -- plus science, business, global issues, the arts and more. You're welcome to link to or embed these videos, forward them to others and share these ideas with people you know. Follow TED on Twitter: http://twitter.com/TEDTalks Like TED on Facebook: http://facebook.com/TED Subscribe to our channel: http://youtube.com/TED TED's videos may be used for non-commercial purposes under a Creative Commons License, Attribution–Non Commercial–No Derivatives (or the CC BY – NC – ND 4.0 International) and in accordance with our TED Talks Usage Policy (https://www.ted.com/about/our-organization/our-policies-terms/ted-talks-usage-policy). For more information on using TED for commercial purposes (e.g. employee learning, in a film or online course), please submit a Media Request at https://media-requests.ted.com

Instruction

Double-click on the English captions to play the video from there.

Çeviri: Kaan Aytekin Gözden geçirme: Gözde Alpçetin
00:13
Dear Abuelita,
Sevgili Abuelita,
00:15
I know I haven't been home for a while.
Bir süredir evde olamadığımı biliyorum.
00:17
You are in our lovely home in Mexico,
Sen bizim Meksika'daki güzel evimizdeyken
00:19
and I'm here in the US,
ben burada, Amerika'da, geleceğimiz için savaşıyorum.
00:22
fighting for our future.
00:23
You're probably watering the roses,
Muhtemelen gülleri suluyor,
00:26
taking care of the peaches
şeftalilerle ilgileniyor
ve kaplumbağaların iyice beslendiğinden emin oluyorsundur.
00:28
and making sure your turtles are well-fed.
Evle alakalı en özlediğim şeylerden biri de o --
00:31
That's one of the things I miss the most about home --
sen bana çocukluğun hakkında hikayeler anlatırken çiçeklerle uğraşmak.
00:34
spending time with the flowers
00:36
while you tell me stories about your childhood.
Bildiğin gibi 2015'ten beri New York'ta yaşıyoruz.
00:40
As you know, we have been living in New York City since 2015.
00:44
But life has completely changed over the past year.
Ama geçtiğimiz yıl boyunca hayat tamamen değişti.
00:48
At first, New York City was about museums
İlk başta New York müzelerden,
00:51
and parks
parklardan,
00:52
and school and friends.
okuldan ve arkadaşlardan ibaretti.
00:54
Now it serves as a web
Şimdi ise dünyayı kurtarmak için toplanan tüm diğer insanlarla
00:57
that connects me with all the other people
00:59
who are organizing to save the planet.
beni bağlayan bir ağ görevi görüyor.
01:02
You know how it started for me?
Benim için nasıl başladı, biliyor musun?
01:04
It was Dad and his wisdom.
Babam ve onun bilgeliğiydi.
01:07
Everything you taught him, he went and taught the world.
Senin ona öğrettiğin her şeyi, o bütün dünyaya öğretti.
01:11
All of his words about the responsibility that we have as humans
Biz insanların, doğa ile denge içinde yaşama sorumluluğu ile ilgili tüm sözleri
01:16
to live in balance with nature
01:18
were passed down to me.
bana geçti.
01:20
I noticed the universal disconnect to our planet
Gezegenimize olan evresenel kopukluğu fark ettim
ve senin bana bir zaman dediklerini hatırladım:
01:24
and remembered what you once told me:
01:26
"Leave everything better than you found it."
"Her şeyi bulduğundan daha iyi bırak."
01:30
I know you were talking about the dishes,
Bulaşıklar hakkında konuştuğunu biliyordum
01:33
but of course, that applies to the planet as well.
ama tabii ki bu gezegene de uygulanabilir.
01:36
I didn't know what to do at first.
İlk başta ne yapacağımı bilmiyordum.
Dünya çok büyük
01:39
The world is so big,
01:40
and it has so many bad habits.
ve çok fazla kötü alışkanlığı var.
01:42
I didn't know how a 15-year-old was supposed to change anything,
15 yaşındaki bir kızın nasıl bir şeyi nasıl değiştireceğini bilmiyordum
ama denemek zorundaydım.
01:47
but I had to try.
Bu felsefeyi pratikte uygulamak için
01:49
To put this philosophy into practice,
01:51
I joined the environmental club at my high school.
lisemdeki çevre kulübüne katıldım.
01:53
However, I noticed that my classmates were talking about recycling
Ancak fark ettim ki sınıf arkadaşlarım geri dönüşüm hakkında konuşuyor
01:58
and watching movies about the ocean.
ve okyanuslar hakkında filmler izliyor.
02:00
It was a view of environmentalism
Çevreciliğin etkisiz bir iklim aktivistliği için tasarlanmış,
02:03
that was so catered towards an ineffective way of climate activism,
02:07
one that blames the consumer for the climate crisis
iklim krizi için tüketiciyi suçlayan
02:11
and preaches that temperatures are going up
ve yeniden kullanılabilir poşetleri markete götürmediğimiz için
02:13
because we forgot to bring a reusable bag to the store.
sıcaklığın artığını savunan bir çevrecilik görüşüydü.
02:17
You taught me that taking care of Mother Earth
Sen bana aldığım her kararda doğaya saygılı davranmayı öğrettin.
02:20
is about every decision that we make as a collective.
02:25
I am happy to tell you, Abuelita,
Kulüpteki herkesin fikrini değiştirdiğimi sana söylemekten mutluluk duyuyorum.
02:27
that I changed everybody's mind in that club.
Geri dönüşüm hakkında konuşmaktansa
02:30
Instead of talking about recycling,
02:32
we started to write letters to our politicians
yumuşak plastiğin tamamen yasaklanması için
02:35
to ban soft plastic altogether.
siyasetçilere mektuplar yazmaya başladık
02:38
And then, the unexpected happened:
ve daha sonra beklenmeyen bir şey oldu:
02:41
we started striking from school.
Okuldan eylem yapmaya başladık.
Biliyorum, büyük ihtimal haberlerde görmüşsünüzdür
02:45
I know you've probably seen it on the news,
02:47
and maybe it's not that special anymore.
ve belki artık o kadar da özel değildir.
02:50
But at the time, it was a huge deal, Abuelita.
Ama o zamanda çok özel bir olaydı.
02:53
Imagine kids not going to school, because we want people to save the world.
Düşünsenize, çocuklar dünyayı kurtarmak istedikleri için okula gitmiyorlar.
(Video) Kalabalık: Başka bir dünya mümkün! Biz durdurulamayız!
02:58
(Video) Crowd: Another world is possible! We are unstoppable!
03:00
Xiye Bastida: For the first global climate strike,
Xiye Bastida: Greta Thunberg tarafından başlatılan ilk küresel iklim eyleminde
03:03
which was called on by Greta Thunberg,
03:05
I got 600 of my classmates to walk out with me.
600 sınıf arkadaşımın benimle yürümesini sağladım.
03:10
Greta Thunberg is a teenager who first started striking for climate.
Greta Thunberg iklim için eylemleri ilk başlatan bir genç.
Onun cesareti bana ilham verdi
03:14
Her boldness inspired me,
03:16
and I was shocked by the realization
ve gençliğin sosyal sorunlarda
03:19
that youth could turn public opinion on social issues.
toplumun fikrini değiştirebileceğini görünce şoke oldum.
03:24
The movement exploded.
Hareket çok hızlı büyüdü.
03:25
(Video) Crowd: Shut it down!
(Video) Kalabalık: Kapatın!
03:26
XB: And I became one of the main organizers
XB: Ve ben New York, ABD ve dünya için ana organizatörlerden biri oldum.
03:28
for New York, the US and the world.
(Video) XB: Ne istiyoruz? Kalabalık: İklim adaleti!
03:31
(Video) XB: What do we want? Crowd: Climate justice!
XB: Ne zaman istiyoruz? Kalabalık: Şimdi!
03:33
XB: When do we want it? Crowd: Now!
XB: İklim adaleti, yerli hakları
03:35
XB: I started speaking up about climate justice and Indigenous rights
ve jenerasyonlar arası kooperasyon hakkında konuşmaya başladım.
03:38
and intergenerational cooperation.
03:40
That was only the beginning, though.
Bu, sadece başlangıçtı.
Hayatımın en meşgul haftası,
03:43
The busiest week of my life
03:44
will forever be the week of September 20, 2019.
sonsuza dek 20 Eylül 2019 haftası olacak.
03:49
Me and my friends got 300,000 people to strike for climate in New York.
Ben ve arkadaşlarım New York'ta iklim eylemi için 300,000 kişi topladık.
Keşke orada olabilseydiniz.
03:56
I wish you could have been there.
03:57
We walked through Wall Street, demanding climate justice.
Wall Street'te iklim adaleti talep ederek yürüdük.
04:00
(Video) Crowd: No more coal, no more oil, keep the carbon in the soil!
(Video) Kalabalık: Kömüre hayır, petrole hayır, karbonu toprakta tutun!
04:03
XB: That same month, I went to the United Nations Climate Summit.
XB: Aynı ay Birleşmiş Milletler İklim Zirvesine gittim.
Bir panelde Al Gore ile konuştum
04:07
I spoke on a panel with Al Gore.
Jay Inslee, Naomi Klein, Bill McKibben
04:09
I met Jay Inslee and Naomi Klein and Bill McKibben
04:13
and the president of the United Nations.
ve Birleşmiş Milletler başkanıyla tanıştım.
04:16
It was the most amazing week of my life,
Hayatımın en mükemmel haftasıydı
çünkü herkesin toplandığını biliyordum --
04:19
because everyone I knew came together --
tüm öğretmenlerim, tüm sınıf arkadaşlarım
04:22
all my teachers, all my classmates ...
04:24
And even some of my favorite stores closed down to strike for climate.
ve bazı favori dükkanlarım bile iklim eylemi için kepenk kapattılar
Bana neden bunları yaptığımı sorarsanız
04:30
If you had asked me why I did all of that,
04:33
my only answer would be,
tek cevabım "Nasıl yapamam?" olurdu.
04:35
"How could I not?"
04:37
It's been one year since it all started for me,
Bunların benim için başlamasının üzerinden bir yıl geçti
04:41
and it gets a little tiring at times.
ve bazen yorucu olabiliyor.
04:43
But if there is one thing that you taught me, it's resilience.
Ama bana öğrettiğin bir şey varsa o dirençliliktir.
04:47
I remember that you went to Mexico City every day for 30 years
Bizi geçindirmek için 30 yıl boyunca
her gün Mexico City'ye gittiğini hatırlıyorum.
04:52
to get money for the family.
Biliyorum ki bu kutsal toprakları almak isteyen
04:54
And I know that Abuelito has been going out for 20 years
büyük şirketlerden korumak için 20 yıldır uğraşıyorsun.
04:58
to protect sacred land from big companies that want to take it.
Ailemizin yaşadığı zorluklara bakarsanız bir yıl hiçbir şey
05:02
A year is nothing
05:03
compared to the struggles that our family has been through.
05:06
And if our struggles make the world a better place,
ve eğer uğraşlarımız dünyayı daha iyi bir yer yapacaksa
bu bizi daha iyi insanlar yapar.
05:10
they will make us better people.
05:12
There have been some hardships, Abuelita.
Bazı zorluklar oldu.
05:15
Out there in the world,
Dışarıda insanlar biz çocukların her şeyi bildiğini varsayıyor
05:16
people expect us kids to know everything,
05:19
or at least they want us to.
ya da en azından bunu istiyorlar.
05:21
They ask questions and I give answers,
Bana soruyorlar ve ben cevaplıyorum,
05:24
as if I really knew how the world works.
gerçekten dünyanın nasıl yürüdüğünü biliyormuşum gibi.
05:26
They want hope, and we give it.
Bizden umut istiyorlar ve biz de veriyoruz.
05:30
I have organized, written, spoken and read about climate and policy
Geçtiğimiz yıl boyunca neredeyse her gün
iklime ve politika hakkında yazdım, konuştum ve okudum.
05:35
almost every day for the past year.
Sadece yeteri kadar yapamayacağımdan biraz endişeliyim.
05:39
And I'm just a little worried
05:40
that I won't be able to do enough, Abuelita.
05:44
For me, being 18 years old and trying to save the world
Benim için 18 yaşında olup dünyayı kurtarmaya çalışmak
05:48
means being a climate activist.
iklim aktivisti olmak demek.
05:50
Before, maybe it meant studying to be a doctor
Önceden belki doktor, siyasetçi ya da araştırmacı olmak için okumaktı.
05:53
or a politician or a researcher.
05:55
But I can't wait to grow up and become one of those things.
Ama büyüyüp bunlardan biri olmak için sabırsızlanıyorum.
05:59
The planet is suffering,
Gezegenimiz acı çekiyor
ve artık zaman gibi bir lüksümüz yok.
06:01
and we don't have the luxury of time anymore.
06:05
Saving the world as a teenager means being good with words,
Dünyayı bir genç olarak kurtarmak kelimeler ile iyi olmak,
06:09
understanding the science behind the climate crisis,
iklim krizinin arkasındaki bilimi anlamak,
06:12
bringing a unique perspective into the issue to stand out
dikkat çekmek için bir soruna benzersiz bir perspektif getirmek
06:15
and forgetting about almost everything else.
ve neredeyse diğer her şeyi unutmak.
Ama bazen, diğer şeylere de önem vermek istiyorum.
06:19
But sometimes, I want to care about other things again.
06:22
I want to be able to sing and dance and do gymnastics.
Şarkı söyleyip, dans edip, cimnastik yapmak istiyorum.
İnanıyorum ki eğer hepimiz dünyaya önem vermeyi
06:26
I truly feel that if all of us took care of the Earth
uygulama olarak,
06:30
as a practice,
06:31
as a culture,
kültür olarak uygularsak
06:33
none of us would have to be full-time climate activists.
hiçbirimizin tam zamanlı aktivisti olmasına gerek kalmaz.
Eğer şirketler sürdürülebilir olursa,
06:37
When businesses turn sustainable,
06:39
when the power grid runs on renewable energy,
elektrik şebekesi, yenilenebilir enerjiden güç alırsa,
06:42
when the school curriculum teaches us
müfredat bize dünyaya sahip çıkmanın
insanlığımızın bir parçası olduğunu öğretirse
06:45
that taking care of the Earth is part of our humanity,
belki yeniden jimnastik yapabilirim.
06:50
maybe I can do gymnastics once again.
06:52
Don't you think so, Abuelita?
Sen de öyle düşünmüyor musun?
06:54
We can do this.
Bunu yapabiliriz.
06:56
All I'm trying to do with my work
İşimle tüm yapmaya çalıştığım
06:58
is give that optimistic mindset to other people.
diğer insanlara iyimser bir zihniyet aşılamak.
07:01
But it's been a little hard.
Ama bu biraz zor.
07:03
There is greed,
Açgözlülük var,
gurur var,
07:05
there's pride,
para var
07:06
there's money,
07:07
and there's materialism.
ve materyalizm var.
07:09
People make it so easy for me to talk to them,
İnsanlar onlarla konuşmamı kolayca sağlıyorlar
07:12
but they make it so hard for me to teach them.
ama onlara öğretmemi çok zorlaştırıyorlar.
07:16
I want them to have the confidence to always do their best.
Onlarda her zaman en iyisini yapmanın güveninin olmasını istiyorum.
07:20
I want them to have the heart and the courage
Onlarda dünyayı sevmenin sevgisi ve cesareti olmasını istiyorum,
07:22
to love the world,
tıpkı senin bana öğrettiğin gibi.
07:24
just like you taught me.
07:26
I wrote this letter to thank you.
Bu mektubu sana teşekkür etmek için yazdım.
07:28
Thank you for inviting me to love the world
Beni dünyaya doğduğum andan itibaren
07:31
since the moment I was born.
dünyayı sevmeye teşvik ettiğin için teşekkürler.
07:33
Thank you for laughing at everything.
Her şeye güldüğün için teşekkürler.
07:35
Thank you for teaching me
Umut ve iyimserliğin, problemlerin üstesinden gelmek için
07:37
that hope and optimism are the most powerful tools we have
elimizdeki en güçlü aletler olduğunu bana öğrettiğin için teşekkürler.
07:41
to tackle any problem.
07:43
I do this work because you showed me
Bu işi bana direnç, sevgi ve bilginin fark yaratmak için
07:46
that resilience, love and knowledge
07:48
are enough to make a difference.
yeterli olduğunu bana gösterdiğin için yapıyorum.
07:51
I want to go back to Mexico and visit you.
Meksika'ya geri dönüp seni ziyaret etmek istiyorum.
07:53
I want to show you the pictures of the things that I have done.
Sana yaptıklarımın fotoğraflarını göstermek istiyorum.
Sana yürürlüğe soktuğumuz iklim kanununu göstermek istiyorum.
07:57
I want to show you the climate legislation
07:59
that we've been able to pass.
08:01
I want to smell the flowers
Çiçiekleri koklamak istiyorum.
08:02
and fight for climate justice alongside you.
Senin yanında iklim adaleti için savaşmak istiyorum.
08:06
Te quiero mucho.
Seni çok seviyorum.
08:07
I love you.
Seni seviyorum.
08:08
Xiye.
Xiye.
Seni çok seviyorum, Xiye.
08:10
[Te quiero mucho. Xiye.]
About this site

This site was created for the purpose of learning English through video.

Each video can be played with simultaneous captions in English and your native language.

Double-click on the English captions will play the video from there.

If you have any comments or suggestions, please contact us using this contact form.