How quinoa can help combat hunger and malnutrition | Cedric Habiyaremye

42,711 views

2020-12-10・ 2112    28


Visit http://TED.com to get our entire library of TED Talks, transcripts, translations, personalized talk recommendations and more. On a mission to create a hunger-free world, agricultural entrepreneur Cedric Habiyaremye makes the case for cultivating quinoa -- and other versatile, nutrient-rich grains -- in places experiencing malnutrition, like his native Rwanda. He shares a model to help smallholder farmers across Africa diversify their fields with nutritious and indigenous crops, taking a step towards ensuring healthy foods are available and affordable for all. The TED Talks channel features the best talks and performances from the TED Conference, where the world's leading thinkers and doers give the talk of their lives in 18 minutes (or less). Look for talks on Technology, Entertainment and Design -- plus science, business, global issues, the arts and more. You're welcome to link to or embed these videos, forward them to others and share these ideas with people you know. Follow TED on Twitter: http://twitter.com/TEDTalks Like TED on Facebook: http://facebook.com/TED Subscribe to our channel: http://youtube.com/TED TED's videos may be used for non-commercial purposes under a Creative Commons License, Attribution–Non Commercial–No Derivatives (or the CC BY – NC – ND 4.0 International) and in accordance with our TED Talks Usage Policy (https://www.ted.com/about/our-organization/our-policies-terms/ted-talks-usage-policy). For more information on using TED for commercial purposes (e.g. employee learning, in a film or online course), please submit a Media Request at https://media-requests.ted.com

Instruction

Double-click on the English captions to play the video from there.

Çeviri: Nihal Aksakal Gözden geçirme: Gözde Alpçetin
00:13
Like so many of you,
Birçoğunuz gibi,
00:14
when I'm hungry, I open the fridge
aç olduğumda buzdolabını açıp
00:16
and get myself something to eat any time I want.
istediğim zaman yiyecek bir şey çıkarırım.
00:20
This is something most of us who live in a developed country
Bu, bizim gibi gelişmiş ülkelerde yaşayan çoğu kişinin
00:23
don't think much about.
üzerine fazla düşünmediği bir şey.
00:25
However, it is a luxury that I didn't think I would ever have in my life
Ancak 23 yıl önce Tanzanya'daki bir mülteci kampında yaşarken
00:30
when I lived in a refugee camp in Tanzania 23 years ago,
hatta yedi yıl önce, ABD'ye taşınmadan önce
kendi ülkem Ruanda'da yaşarken
00:33
or even seven years ago,
00:35
when I was living in my home country of Rwanda
hayatımda asla sahip olacağımı düşünmediğim bir lüks.
00:37
before I moved to the USA.
00:39
I was only seven years old
Ülkem Ruanda çok can alan soykırım trajedisini yaşadığında
00:41
when my home country of Rwanda went through the tragedy of the genocide
sadece yedi yaşındaydım,
00:45
that took so many lives,
00:47
and they made us flee the country, and we became refugees.
ülkeden kaçmamıza sebep oldular ve mülteci olduk.
00:50
Life in a refugee camp -- it wasn't life.
Mülteci kampındaki hayat, hayat değildi.
00:55
It was survival.
Hayatta kalmaydı.
00:57
I saw a lot of people dying from disease, poor sanitation,
Birçok insanın hastalıktan, hijyen eksikliğinden,
01:02
hunger.
açlıktan öldüğünü gördüm.
01:03
Food became a rare commodity.
Gıda ender bir eşya haline geldi.
01:06
There were bad days.
Kötü günler yaşadık.
01:07
My family and I would survive on the leaves and grasses from the forest.
Ben ve ailem ormandaki yaprakları ve yeşillikleri yiyerek hayatta kaldık.
01:12
There were also worse times,
Hiçbir şey yemeden üç veya dört gün geçirdiğimiz,
01:14
when we would go two or three days without anything to eat at all,
bataklıktan sadece su içebildiğimiz
01:20
only drinking water from the swamp.
daha kötü günler geçirdik.
01:22
After three years in a refugee camp,
Mülteci kampında üç yıl geçirdikten sonra,
01:24
we decided to return back to Rwanda.
Rwanda'ya geri dönmeye karar verdik.
01:27
And our struggle with food continued.
Yemekle mücadelemiz devam etti.
01:30
However, farming proved to be the only reliable source of food.
Fakat çiftçilik tek güvenilir besin kaynağı olduğunu kanıtladı.
01:35
But our food lacked the nutritional diversity,
Ancak yiyeceklerimiz beslenme çeşitliliğinden yoksundu
01:38
and we continued to depend on food assistance
ve beslenmemizi dengelemek için
01:40
from the United Nations World Food Program
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programından gelen
gıda yardımına güvenmeye devam ettik.
01:44
to balance our diet.
01:45
Still today, more than 70 percent of Rwandans,
Bugün hala Ruandalıların yüzde 70'inden fazlası
01:50
they work in the agriculture sector.
tarım sektöründe çalışıyor.
01:52
But malnutrition and stunting remain rampant.
Ancak yetersiz beslenme ve büyümenin engellenmesi devam ediyor.
01:56
I came to realize that food insecurity and malnutrition
Gıda güvensizliği ve yetersiz beslenmenin
01:59
were not happening because people were not farming enough;
insanların yeterince tarım yapmadıkları için olmadığını fark ettim;
02:03
it was because people were not farming the right crops.
insanlar doğru mahsulü yetiştirmediği için oluyordu.
02:07
I eventually left Rwanda
Sonunda Ruanda'dan ayrıldım
02:09
and moved to the USA for graduate school
ve lisansüstü eğitim için ABD'ye taşındım
02:12
and discovered the possible solution to that problem.
ve bu soruna olası çözümü keşfettim.
02:16
And that solution is quinoa.
Bu çözüm kinoa.
02:20
Quinoa is indigenous to the Indian regions of South America,
Kinoa; Bolivya, Peru gibi ülkelere,
Güney Amerika'nın Yerli bölgelerine özgü.
02:24
in countries like Bolivia, Peru ...
02:27
And it's very well-known for its powerhouse nutrient,
Güçlü besin maddesi ile çok iyi bilinir
02:31
and the crop has all the nine essential amino acids,
ve bu mahsul, dokuz temel amino asidin tamamına sahip,
02:34
making it a complete protein.
bu da onu tam bir protein haline getirir.
02:36
But unfortunately, quinoa is not cultivated as much
Ancak maalesef kinoa dünyanın farklı yerlerinde
02:39
in different parts of the world.
o kadar fazla yetiştirilmiyor.
02:42
In Rwanda, for example,
Örneğin Ruanda'da,
02:43
beans are the only thing that kept so many of us alive
o açlık ve beslenme yetersizliği dönemlerinde
02:47
during those times of hunger and starvation.
çoğumuzu hayatta tutan tek şey fasulye.
02:51
As a matter of fact,
Nitekim Ruanda kişi başına hesaplandığında dünyada en çok fasulye tüketen ülke.
02:52
Rwanda is the number one beans-consuming country
02:54
in the world per capita.
02:57
In this part of Africa,
Afrika'nın bu bölgesinde fasulye,
02:58
beans are one of the only crops that provide immediate food source,
hazır besin kaynağı sağlayan mahsullerden biri
03:04
because you can eat beans at every stage of growth.
çünkü büyümenin her aşamasında fasulye yiyebilirsiniz.
03:07
We eat beans, leaves and green beans before harvest.
Hasattan önce yeşil fasulye, sonra yaprak ve fasulye yeriz.
03:11
Unfortunately, you cannot cultivate beans
Maalesef her mevsim aynı tarlada fasulye yetiştiremezsiniz.
03:14
in the same field season after season.
03:16
You need to ensure there is regular rotation
Hastalık ve böceklerden kaçınmak için
03:19
to avoid disease and pests.
düzenli devir olmasını sağlamalısınız.
03:22
Like beans, farmers can enjoy the nutritious quinoa leaves.
Fasulye gibi, çiftçiler de besleyici kinoa yapraklarının tadını çıkarabilir.
03:27
While beans are considered nutritious,
Fasulyeler besleyici kabul edilirken
03:30
quinoa has far more micronutrients,
kinoa çok daha fazla mikro besin içerir
03:32
and with quinoa, you can make many [more] different food products and drinks
ve kinoa ile fasulyeden [daha fazla]
farklı gıda ürünü ve içecek yapabilirsiniz.
03:36
than beans.
03:38
In 2015,
2015 yılında,
03:39
alongside my research team at Washington State University,
Washington Eyalet Üniversitesindeki araştırma ekibimle birlikte
03:43
we introduced quinoa in Rwanda for the first time.
Ruanda'da ilk kez kinoayı tanıttık.
03:46
We tested 20 varieties of quinoa
Ruanda'nın üç ekolojik bölgesinde
03:49
to see the adaptability in three ecological zones of Rwanda.
adaptasyonu görmek için 20 çeşit kinoa test ettik.
03:54
And the results were astonishing.
Sonuçlar şaşırtıcıydı.
03:56
Among the 20 varieties we tested,
Test ettiğimiz 20 çeşitten 15'i
03:58
15 of them showed the potential to grow well in Rwanda's climate.
Ruanda'nın ikliminde iyi büyüme potansiyeli olduğunu gösterdi.
04:03
And later, we started Quinoa Model Farmers Program.
Daha sonra Quinoa Model Çiftçi Programını başlattık.
04:07
We gave those potential varieties to farmers
Bu potansiyel çeşitleri çiftçilere
04:09
to grow in their farm and community.
çiftliklerinde ve topluluklarında büyütmeleri için verdik.
04:12
We started with 12 farmers,
12 çiftçiyle başladık
04:13
and three years later,
ve üç yıl sonra şu anda,
04:15
we are now working with around 500 farmers,
diğer çiftçilerin bu mahsulü benimsemelerine
04:18
including my mother,
yardım etme konusundaki
04:19
who is locally known as "the queen of quinoa"
çalışmaları nedeniyle yerel olarak "kinoanın kraliçesi" olarak bilinen
04:22
because of her work in helping other farmers adopt this crop.
annem de dahil olmak üzere yaklaşık 500 çiftçiyle çalışıyoruz.
04:27
We give them seeds,
Onlara tohumları veriyoruz,
04:29
train them how to grow it and how to cook it.
nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini öğretiyoruz.
04:32
And farmers are pretty creative,
Çiftçiler oldukça yaratıcı,
04:33
coming up with recipes of their own.
kendilerine ait tarifler üretiyorlar.
04:36
And we've started seeing remarkable changes in their lives,
Birçoğunun artık günde üç kez besleyici yiyeceklere erişebildiği
04:39
including success stories
başarı öyküleri de dahil olmak üzere
04:41
that many of them can now have access to nutritious food three times a day.
yaşamlarında dikkate değer değişiklikler görmeye başladık.
04:46
I'd like to note that quinoa
Kinoanın diğer mahsulleri
04:48
is not meant to entirely [push out] other crops.
tamamen [oyun dışı etmediğini] belirtmek isterim.
04:52
We introduced quinoa as a supplement
Kinoayı, kronik yetersiz beslenmeyle mücadele etmek için
04:55
to create overall health and nutrition,
beslenmeyi tamamlayarak,
04:58
rounding out diet to combat chronic malnutrition.
genel sağlık ve beslenmeyi oluşturmak için ek olarak tanıttık.
05:01
We have started this model with quinoa in Rwanda,
Bu modeli Ruanda'da kinoa ile başlattık
05:04
but it can be replicated in different countries
ancak açlık ve yetersiz beslenme yaşayan
05:08
experiencing hunger and malnutrition.
farklı ülkelerde çoğaltılabilir.
05:11
About one in nine people in the world suffer from chronic malnutrition.
Dünyada yaklaşık dokuz kişiden biri kronik yetersiz beslenmeden muzdarip.
05:17
We have started research collaboration
Kenya, Malawi, Uganda gibi ülkelerdeki
05:19
with institutions in countries like Kenya, Malawi, Uganda
ve açlık ve yetersiz beslenme yaşayan diğer ülkelerdeki kurumlarla
05:23
and other countries experiencing hunger and malnutrition.
araştırma iş birliği başlattık.
05:27
And quinoa isn't the only magic crop.
Kinoa sihirli tek ürün değil.
05:30
There are several crops with high adaptability
Uyarlanabilirliği ve besin değeri yüksek
05:33
and nutritional value,
05:36
crops like millet, sorghum, fonio, barley, oat, to name a few.
darı, sorgum, fonio, arpa, yulaf gibi mahsuller var.
05:42
These crops have high adaptability and respond well to climate change.
Bu mahsullerin adaptasyonu yüksek ve iklim değişikliğine iyi tepki verir.
05:46
You can grow these magic crops in different parts of the world,
Bu sihirli mahsulleri dünyanın farklı yerlerinde yetiştirebilir,
05:50
bridging the gap, so that there is accessible nutritious food for everyone.
boşluğu doldurup herkes için erişilebilir besleyici yiyecekler elde edebilirsiniz.
Aç olmanın nasıl bir his olduğunu bilirim.
05:57
I know how it feels to be hungry.
05:59
I've been there.
O duyguyu ben de yaşadım.
06:01
And I know how it feels to be malnourished,
Yetersiz beslenmenin nasıl bir his olduğunu bilirim
06:03
because I've been there, too.
çünkü ben de yaşadım.
06:05
Introducing crops with high biodiversity, adaptability and nutritional value
Biyoçeşitliliği, uyarlanabilirliği ve besin değeri yüksek
06:11
will play an important role in creating food security,
mahsullerin piyasaya sürülmesi,
açlık ve yetersiz beslenme yaşayan topluluklarda ve ülkelerde gıda güvenliği,
06:15
seed sovereignty and sustainable production
06:19
in communities and countries that are experiencing hunger and malnutrition.
tohum egemenliği ve sürdürülebilir üretim yaratmada önemli bir rol oynayacak.
06:24
Having nutritious food should not be a luxury.
Besleyici yiyeceklere sahip olmak bir lüks olmamalı.
06:28
There is a need to ensure that there is accessible and affordable nutritious food
Herkes için erişilebilir
ve uygun fiyatlı besleyici gıda bulunmasını sağlamaya ihtiyaç var.
06:33
for everyone.
06:35
And this is a step towards making it a reality.
Bu, onu gerçeğe dönüştürmek için atılan bir adım.
06:39
Thank you.
Teşekkürler.
About this site

This site was created for the purpose of learning English through video.

Each video can be played with simultaneous captions in English and your native language.

Double-click on the English captions will play the video from there.

If you have any comments or suggestions, please contact us using this contact form.